İsmailağa Dergisi Resmî Web Sitesidir
Topbar widget area empty.
İsmailağa Kürsüsünden – Ekim 2018 İsmailağa Kürsüsünden Full view

İsmailağa Kürsüsünden

İsmailağa Kürsüsünden – Ekim 2018

أَعُوذُبِاللّٰهِمِنَالشَّيْطَانِالرَّجِيمِ     بِسْمِاللّٰهِالرَّحْمٰنِالرَّح۪يمِ
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينْ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلَهِ وَصَحْبِهِ اَجْمَعِينْ
(وَلَا تَحْسَبَنَّ اللّٰهَ غَافِلًا عَمَّا يَعْمَلُ الظَّالِمُونَۜ اِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ لِيَوْمٍ تَشْخَصُ ف۪يهِ الْاَبْصَارُ)
اِتَّقُوا دَعْوَةَ المَظْلُومِ، فَإِنَّهُ لَيْسَ بَيْنَهُ
وَبَيْنَ اللَّهِ حِجَابٌ1

Cemaat-i Müslimîn! İhvân-ı Dîn! Hiç şüphesiz her şey, Allah Teâlâ’nın ilmi, ihatası, kuvveti ve kudreti dâhilinde gerçekleşmektedir. (وَاللّٰهُ مِنْ وَرَٓائِهِمْ مُح۪يطٌۚ) Allah Teâlâ, bütün mahlûkatını arkalarından kuşatıcıdır. (وَلَا يَحْسَبَنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا سَبَقُوا) Kâfirler bizi aştıklarını zannetmesin!2 Hiç kimse bizim kontrolümüzün dışına çıktığını düşünmesin! Her şey Allah Teâlâ’nın ihatası, kuvvet ve kudretinin içindedir.
Okuduğumuz ayet-i kerimede de bu mana beyan buyuruluyor. (وَلَا تَحْسَبَنَّ اللّٰهَ) Ey kulum, sakın Allah Teâlâ’yı zannetme (غَافِلًا) ğafil, habersiz (عَمَّا يَعْمَلُ الظَّالِمُونَ) zalimlerin yaptıklarından, onların zulmünden, Allah Teâlâ’yı habersiz sanma! Yani ben biliyorum, görüyorum fakat elden bir şey gelmiyor. Haşa, sümme haşa! Öyle de değil. Yani artık gavurlar almış başını gidiyor. Bunlarla baş edemiyoruz. Söz dinletemiyoruz. Haşa, böyle bir şey de yok!

(اِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ) Allah Teâlâ onları tehir ediyor. Zalimliklerinde, gâvurluklarında Cenab-ı Hak onlara imkân, mühlet ve süre veriyor. (وَلَا يَحْسَبَنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اَنَّمَا نُمْل۪ي لَهُمْ خَيْرٌ لِاَنْفُسِهِمْ) Kâfirler zannetmesin ki onlara mühlet vermemiz, onların hayrınadır. (اِنَّمَا نُمْل۪ي لَهُمْ لِيَزْدَادُٓوا اِثْمًا) Onlara mühlet veriyoruz ki günahları artsın!3 Yani onlar bunu yapıyorlar. O yolu seçmişler, o yolu tutmuşlar. Kâfirler açısından bu böyle olduğu gibi müminler veçhesinden de işin şu yönü var. 4 (وَتِلْكَ الْاَيَّامُ نُدَاوِلُهَا بَيْنَ النَّاسِۚ وَلِيَعْلَمَ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَيَتَّخِذَ مِنْكُمْ شُهَدَٓاءَ) Allah Teâlâ, bu sebepleri, bu şartları oluşturuyor. Böylece sizden iman edenler Allah bilmiş ve sizden şehitler edinmiş oluyor.  Tabii bu şehidi, şehid edeni masum göstermez. Onun masum olduğunu ifade etmez.

Adamın biri katili doğrudan savunuyor. Sorduk, nasıl yapıyorsun bunu, nasıl yaparsın?  Savunmaya bak! Diyor ki: “Efendim zaten katil iki ya da üç kişiyi öldürmüş. Bir tanesi masum, suçsuz yere, diğeri kendine göre hedef, ama öbürü suçsuz yere ölüyor. Suçsuz yere ölen zaten şehid oldu.” Biz de dedik ki: “Birisini şehid etmek katili masum mu gösterir? Yani biz şimdi katile plaket mi verelim, derece mi verelim? Hay sağolasın şehid ettin bizi, kardeşimizi diye yani taltif mi edeceğiz katili?” Böyle değildir.

Vakıa, efendim bu zalimlerin eliyle bir taraftan şehidlik müessesesi, mekanizması çalışıyor. Bir taraftan da zalimlerin zalimlikleri artıyor. Amma zannetmeyiniz ki Allah (celle celalühü) bunlardan ğafildir ve bunlar Allah Teâlâ’yı aşmıştır, zannetmeyin. (اِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ لِيَوْمٍ) Onları öyle bir güne tehir ediyor ki (تَشْخَصُ ف۪يهِ الْاَبْصَارُ) O gün gözler yerlerinden fırlayacaktır.5

Okuduğum hadis-i şerifte de Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) buyuruyor. (اِتَّقُوا دَعْوَةَ المَظْلُومِ) Mazlumun duasından, bedduasından, feryad-ü figanından korkun. (فَإِنَّهُ) Zira (لَيْسَ بَيْنَهُ وَبَيْنَ اللَّهِ حِجَابٌ) Mazlumla Allah arasında perde yoktur.6 Mevla ile kul arasında 70 bin perde vardır ama mazlumla Mevla arasında perde yoktur. Onun duasıyla Mevla arasında perde yoktur. Yani direkt o Mevla’ya ulaşır, kesin ulaşır. Mazlumun ahı, indirir şahı derler.

Mazlumun, zulme uğrayan insanın dini sorulmaz. Mazlum, mazlumdur. Zalimin de dininin kıymeti yoktur. Zalim, zalimdir.

Ey Müslümanlar! Bugün bu zalimler hala yaşıyorsa işte bu ayet-i kerimelere de bakmak lazım ama bu bizi mazur göstermez. Müslümanların hatalarını, ğafletlerini, hıyanetlerini mazur da göstermez. Müslüman üzerine düşeni yapmalı! Şu anda ey Müslümanlar, kâfirlere karşı, özellikle, beyin durumunda olan, küfrün beyni durumunda olan Siyonizme, İsrail’e, onun vurucu yumruğu, kolu olan Amerika’ya ve onun diğer aksamı olan bütün kâfirlere karşı derli toplu olmak lazım! Safları netleştirmek ve sıklaştırmak lazım! Asla onlara hiçbir şekilde benzememek, destek olmamak, yardım etmemek lazım! Böylece bu zulüm çorbasında tuzumuz olmaması, tozumuz bile olmaması lazım! Yoksa bu ateş bizi yakar ey Müslümanlar! Önce bizi yakar. Zalime, Yahudiye, gâvura niye gâvurluk yaptın diye sorulur mutlaka ama hesabın ağırı Müslümana sorulabilir: “Neden Müslümanlık yapmadın, Müslümanlığın icatlarını yapmadın?”

Onun için üzerimize düşeni; hem Allahımıza gönülden dualar etmek suretiyle, hem bugün üzerimizde gâvurun nesi varsa, hepsini gâvura iade etmek suretiyle, al takke ver külah, safları netleştirmek suretiyle, gâvurun markalarını, mallarını, modasını büsbütün boykot etmek suretiyle üzerimize düşeni yapalım. Daha da ötesi vardır. Yani sonuna kadar, bu gâvur nasıl mücadalesini hiç aksatmadan ve eksiksiz yapıyorsa, biz de elimizden geleni yapmak durumundayız.

Ey Müslümanlar! Şimdi şu Yahudi’yle, şu Hristiyan’la, şu Amerika ve Avrupa’yla ittifak olunacak öyle mi? Müttefik olacağız öyle mi? Bunlarla biz medeniyet ittifakı yapacağız, dinler arası diyalog yapacağız öyle mi? İşte neticenin geleceği nokta okuduğum hadisi şerifte anlatılandır. Bu duruma düşmekten sakınmak lazımdır.

1) Buhari, Zekat: 62, No: 1425, 2/544. Müslim, İman: 29, No: 19, 1/50. Buhari ve Müslim’de (اتق) lafzıyla vardır. cemi lafzıyla: Ahmed bin Hanbel, 3/153.
2) Enfal Sûresi: 59.
3) Ali İmran Sûresi: 178.
4) Ali İmran Sûresi: 140.
5) İbrahim Sûresi: 42.
6) Buhari, Zekat: 62, No: 1425, 2/544. Müslim, İman: 29, No: 19, 1/50. Buhari ve Müslim’de (اتق) lafzıyla vardır. cemi lafzıyla: Ahmed bin Hanbel, 3/153.