İsmailağa Dergisi Resmî Web Sitesidir
Topbar widget area empty.
Hikmet Damlaları – Şubat 2019 Hikmet Damlaları Full view

Hikmet Damlaları

Hikmet Damlaları – Şubat 2019

اَعُوذُبِاللّٰهِمِنَالشَّيْطَانِالرَّج۪يمِ         بِسْمِاللّٰهِالرَّحْمٰنِالرَّح۪يمِ

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ي هَدٰينَا لِهٰذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِيَ لَوْلَٓا اَنْ هَدٰينَا اللّٰهُۚ لَقَدْ جَٓاءَتْ رُسُلُ رَبِّنَا بِالْحَقِّۜ

صَلُّوا عَلٰى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ: اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ.

صَلُّوا عَلٰى شَفِيعِ ذُنُوبِنَا مُحَمَّدٍ: اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ.
صَلُّوا عَلٰى طَبِيبِ قُلُوبِنَا مُحَمَّدٍ: اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ.

Ders Ayetleri: Kıyame Suresi 22-30

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَاضِرَةٌۙ ﴿22﴾ اِلٰى رَبِّهَا نَاظِرَةٌۚ ﴿32﴾ وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ بَاسِرَةٌۙ ﴿42﴾ تَظُنُّ اَنْ يُفْعَلَ بِهَا فَاقِرَةٌۜ ﴿52﴾ كَلَّٓا اِذَا بَلَغَتِ التَّرَاقِيَۙ ﴿62﴾ وَق۪يلَ مَنْ۔ رَاقٍۙ ﴿72﴾ وَظَنَّ اَنَّهُ الْفِرَاقُۙ ﴿82﴾ وَالْتَفَّتِ السَّاقُ بِالسَّاقِۙ ﴿92﴾ اِلٰى رَبِّكَ يَوْمَئِذٍۨ الْمَسَاقُۜ ﴿03﴾

وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَاضِرَةٌۙ  اِلٰى رَبِّهَا نَاظِرَةٌ

(وُجُوهٌ) (Bir takım) yüzler (vardır), (يَوْمَئِذٍ) o (ahiret) gün(ün)de, (نَاضِرَةٌ) parlayıcıdır, (اِلٰى رَبِّهَا نَاظِرَةٌ) Rablerine bakıcıdırlar.

“O günde bir takım yüzler parlayıcıdır, Rablerine nazar edicidir.”1

Mevlâ Teâlâ, bu ayet-i celile’de dünyayı bırakıp ahirete çalışanların, cennette çok güzel yüzlü oldukları halde Rablerine bakacaklarını bildirerek, bizleri onlar gibi olmaya teşvik etmiş bulunuyor.

Dünya satılıyor, ahiret de satılıyor, hangisini alacağız? Tabii ki ahireti! Ahiretin de iki tarafı vardır: Biri Hûri, Gılman, köşk, saray; diğeri ise Mevlâ Teâlâ’nın cemali! Hangisini isteyeceğiz? Tabii ki Mevlâ’nın cemalini!

Şah-ı Nakşibend Muhammed Bahauddin (kuddise sirruhu) vefat edip defnedildiğinde, ehli keşiften olan bir zat tarafından görüldü ki: Çok güzel suretli cennet hurileri, Muhammed Bahauddin (kuddise sirruhu) Hazretlerinin yanına geldiler, uzun süreden beri kendisini beklediklerini söylediler.

Şah-ı Nakşibend (kuddise sirruhu) da onlara şöyle dedi: “Ben Rabbime, manevi evlâtlarımı cennetteki yerlerine yerleştirmedikçe ve Rabbimin cemalini görmedikçe, kimsenin tarafına bakmayacağıma söz verdim.”

İşte Mevlâ Teâlâ’nın Sûre-i Nur’da överek bahsettiği ricallerden biri de Nakşibend hazretleridir. O, ahireti dünyaya tercih ettiğinden büyük şahsiyetlerden oldu.

Onun gibi büyük zatlar başta olmak üzere, ahiret hayatını, dünya hayatına tercih eden müminlerin yüzleri ahirette parlayıcı olduğu halde Mevlâ Teâlâ’ya bakacak!

Bunun aksi olarak da:

وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ بَاسِرَةٌۙ   تَظُنُّ اَنْ يُفْعَلَ بِهَا فَاقِرَةٌۜ

(وَوُجُوهٌ)(Bir takım) yüzler (de), (يَوْمَئِذٍ) o günde, nedir? (بَاسِرَةٌ) asık olucudur, (تَظُنُّ)(bu asık yüzlerin nefisleri), bilir, neyi? (اَنْ يُفْعَلَ) işlenilmekliğini, (بِهَا) o nefse (kendilerine), ne işlenilmekliğini bilir? (فَاقِرَةٌ) ulu belâ!

“Bir takım yüzler de, o gün pek asık bir hâldedir. Bilir ki: Ona (bel kemiklerini kırıp, hurdahaş eden) en büyük azap yapılacaktır.”2

Ayet-i celile’de bahsedildiği üzere, o gün birçok yüzler ekşi bir hâl alacak, asık suratlı olacaktır. Kendilerine ulu bir azabın geleceğini bileceklerdir. Bunlar ahireti bırakıp, dünyayı alan ve onu seven kimselerdir.

Demek ki dünyayı sevmek, ahirette yüzün güzel olmasına ve Mevlâ Teâlâ’nın cemalini görmeye mani oluyor.

Ömer ibn Abdülaziz vefat ettiğinde, üzerinde biraz kirlenmiş, eski bir gömleği bulunuyordu. Onun bu durumunu fark edenlerden biri, Cariyesine: “Efendine niçin güzel bakmadın? Üzerindeki gömleğin kirli olduğunu görmedin mi?” dedi.

Cariyesine: “Ben ne yapayım! Efendim onu çıkardığı takdirde başka giyecek gömleği olmadığından yıkayamadım.” diye cevap verdi. Bakınız koca halifenin bir tek gömleği var, bizlerin ise birçok gömleği var. Ağalıkla kulluk bir arada olmaz.

Dünya hayatını, ahiret hayatına tercih eden, din aleyhine konuşan, dine zararları dokunan kimseler, elleri bağlı olarak ateşe arz olunacaklar! Yüzlerini çevirerek, ateşten korunmaya çalışacaklar ama ne faide?

Nitekim Mevlâ Teâlâ Sûre-i Zümer’de şöyle buyuruyor:

اَفَمَنْ يَتَّق۪ي بِوَجْهِه۪ سُٓوءَ الْعَذَابِ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ وَق۪يلَ لِلظَّالِم۪ينَ ذُوقُوا مَا كُنْتُمْ تَكْسِبُونَ

“Kıyamet günü, o şiddetli azaptan yüzünü kaçıran (bu suretle kendini ateşten sakındırmak isteyen) kimse, hiç o azaptan emin olan kimse gibi olur mu? O zalim (kâfir)’lere şöyle denir: Tadın bakalım dünyada yaptıklarınızdan cezasını!”3

Bizi bu gibi rezil hâllere düşürecek dünya hayatını seçmeyelim!

كَلَّٓا اِذَا بَلَغَتِ التَّرَاقِيَ ﴿62﴾ وَق۪يلَ مَنْ۔ رَاقٍۙ

(كَلَّٓا) “Hayır, hayır! (yaptığınız doğru değil, dünyayı ahirete tercihten vazgeçin ey kullar!), (اِذَا بَلَغَتِ)(can) ulaştığı vakitte, neye? (التَّرَاقِيَ) hulkuma, (وَق۪يلَ) denilir, (مَنْ) kimdir? (رَاقٍ) ilâç edici.”

“Hayır, öyle değil (yaptığınız doğru değil dünyayı ahirete tercihten vazgeçin ey kullar!) Can hulkuma (köprücük kemiklerine) geldiği zamanda, ‘Okuyucu, ilâç edici kim?’ denir.”4

“Okuyucu, ilâç edici kim?” sözü, Allah Teâlâ’nın azameti ve celâlinden kullarına bir ferman anlamını ifade edebileceği gibi, hastanın başında bulunanların son bir çare olarak birbirlerine: “Filân hocaya gidilsin!” veya: “Filân doktor getirilsin, belki bir faidesi olur!” demeleri de olabilir.

Ölüm hâlinde olan bir insanın yanında doktor olsa bir şey yapamaz; hoca olsa bir şey yapamaz; ana-baba, kardeş olsa hiç biri bir şey yapamaz! Zira emir büyük yerden gelmiştir. Kurtulmanın çaresi yoktur, işte o anda o kimse:

وَظَنَّ اَنَّهُ الْفِرَاقُۙ

(وَظَنَّ) Sezer (yakinen bilir), (اَنَّهُ) muhakkak bu, nedir? (الْفِرَاقُ) ayrılıktır.

“Ve anlar ki bu ayrılıktır.”5

Ruhu köprücük kemiklerine (boğazına) dayanan kimse anlar ki, dünyadan, malından, ehlinden, çocuklarından ve sevdiklerinden tam bir ayrılık zamanı içindedir.

وَالْتَفَّتِ السَّاقُ بِالسَّاقِ

(وَالْتَفَّتِ) Dolaşır, ne? (السَّاقُ) ayak, neye? (بِالسَّاقِ) ayağa.

“Ayak ayağa dolaşır.”6

Vefat zamanında insan ölüm acısıyla ayaklarını birbirine vurur, incikleri birbirine dolaşır.

اِلٰى رَبِّكَ يَوْمَئِذٍۨ الْمَسَاقُۜ

(اِلٰى رَبِّكَ) Ancak Rabbinedir, (يَوْمَئِذٍ) o günde, (اَلْمَسَاقُ) sevk.

“Sevk, o günde ancak rabbinedir.”7

Böyle olduğu gün kulların araları fasledilmek (hüküm verilmek) üzere olan dönüşleri Allah’adır.

(اَلْمَسَاقُ) kelimesi sevk manasında mimli mastardır. O gün kullar başka birine değil ancak Allah’a sevk edilirler.

Ya Rabbi! Ne yüzle geleceğiz huzuruna? Boynumuzda asılı olan amel defterimiz günahlarla dolu!

 

 

 

1) Kıyame Sûresi, 22-23

2) Kıyame Sûresi, 24-25

3) Zümer Sûresi, 24

4) Kıyame Sûresi: 26-27

5) Kıyame Sûresi: 28

6) Kıyame Sûresi: 29

7) Kıyame Sûresi: 30