İsmailağa Dergisi Resmî Web Sitesidir
Topbar widget area empty.
Kur’ân-ı Kerîm Deizme Kapı Aralıyor mu? Kuranı Kerim Deizme Kapı Aralıyor mu? Full view

Kuranı Kerim Deizme Kapı Aralıyor mu?

Kur’ân-ı Kerîm Deizme Kapı Aralıyor mu?

Son yıllarda artışında ivme görülen bir dizi maddi manevi hastalıklarımıza manevî olanından bir yenisi daha eklendi malumumuz: Deizm. Husûsen genç taifeyi bir virüs gibi kapladığını müşahede ettiğimiz bu hastalığın sebep ve sonuçları üzerine birçok şeyler yazıldı, çizildi, konuşuldu. Söylemleriyle Deizm’in önünün açılmasına bizatihi çanak tutmuş taife her şeyde olduğu gibi bu furyada da İslam ulemasını mesul kabul ettiler. Alimler yıllarca bu ümmetin akıllarını kiralamış ve çok daha ilerde olması gereken ümmetin yolunu kestikleri için Deizm patlak vermiş onlara göre. Başka bir makalede bu konuyu geniş çaplı ele almaya çalıştığımız için ben burada Deizm’in toplumda yaygınlaşmasının aslî sebebi üzerinde durmayacağım. Ancak bu mahalde dikkat çekmeye çalıştığım husus malum taifenin her fırsatta ümmeti, alimleri ve bilumum müktesebatımızı suçlu bulmaktan ve karalamaya çalışmaktan geri durmadıklarıdır.

Bu taifenin yeni versiyonu sayılacak simalarına kaynaklık teşkil eden isimlerin başında gelenlerinden biri de Yaşar Nuri Öztürk’tür hiç kuşkusuz. Hani şu son demlerinde Deizm’in ileriki yıllarda insanlığın dini haline geleceğini büyük bir umutla vadeden şahıs. Ömrünün son demlerinde bu konuyla ilgili bir kitap da telif edivermiş. İlgili kitapta tam da kendi duruşu ve seciyesine yakışır biçimde Deizm’i aklamaya, deistlere umut pazarlayıcılığı yapmaya ve her fırsatta İslam ulemasını karalamaya özen göstermiş. Bu kitabın en ilginç olduğunu söyleyebileceğimiz bölümü de Deizm’i Kur’an-ı Hakim’den temellendirmeye çalışan kırk-elli sayfalık bölüm. Öztürk, bu bölümde parça parça, bağlamsız ve ilgisiz nakillerle, tahrif ettiği bir çok hakikatle Deizm’in Kur’an’a aykırı olmadığını ispat etmeye çalışıyor. Onun bu tavrı aklımıza, ahir zamanda tezahür edecek ve Kur’an-ı Hakim’i her türlü batıla mesnet yapmaya çalışacak kişilerin çıkacağını haber veren rivayetleri getiriyor.[1] Her ne kadar kendisi bu rivayetlere pek sıcak bakmasa da ortaya koyduğu bu ucûbe eser senet kritiğine gerek kalmaksızın yapılacak sathî bir bakışla dahi mezkûr hadislerin vahiy mahsulü nebevî bir söz olduğunu ortaya koymaktadır.

[1] Ebu Dâvud, “Kitâbu’s-Sünne, No: 4596, Dârimî, Sünen, “Mukaddime”, No: 220, Hakim, Müstedrek, No: 386,Taberânî, el-Mu’cemu’l-Evsat, No: 1865 vd.