İsmailağa Dergisi Resmî Web Sitesidir
Topbar widget area empty.
İsmailağa Kürsüsünden – Ekim 2019 İsmailağa Kürsüsünden - Ekim 2019 Full view

İsmailağa Kürsüsünden - Ekim 2019

İsmailağa Kürsüsünden – Ekim 2019

Cemaat-i Müslimîn, ihvan-ı din! Büyüklerimiz kitaplarında buyururlar ki: “İnsan, ‘مَدَنِيُ بِطَّبْعِه’ tabiatı (yaratılışı) itibarıyla medenîdir.” Medenî, şehirli demektir. İnsanoğlu, toplum içerisinde yaşamak mecburiyetindedir. Tek başına yaşamak diğer canlılar için düşünülebilir ama bizim için imkânsız denilebilecek kadar zordur.

Tek başına yaşamaktan maksat, bir yerde ayrıca yaşamak değildir. Hiç kimseden bir destek veya hizmet almadan yaşamaktan bahsedilmektedir. Bunu misalle anlatmak gerekirse; elbiseye ihtiyaç olur, kumaşçı ile de bitmez, örene de ihtiyaç duyulur. Ayakkabı lâzım olduğunda kunduracıya, ev lâzım olduğunda malzemeye ve yapacak ustaya ihtiyaç duyulur. Her neye ihtiyaç duyulacak olursa, o şeyi temin etmek ve sağlayacak kişilere ihtiyaç duyulur. Aksi takdirde bunları başarabilmeye imkân yoktur! İnsan bazı şeyleri kendisi üretebilir ama birçok şeyde başkalarına muhtaçtır.

Bir insan belli bir mesleğin uzmanı olabilir; ama diğer dallarda o alanlarda uzman kimselere muhtaçtır. Zira dünya sadece kendi alanından ibaret değildir. Göz doktoru, göz hususunda kendisini belki tedavi edebilir ama dişi ağrıdığı zaman diş doktoruna ihtiyaç duyar. Ustalar da böyledir. İnşaatı yapar ama fırıncıya muhtaçtır.

Neticede insan, yaratılış itibarıyla toplum olarak yaşamak mecburiyetindedir. Bu sebebe binaen topluluklar hâlinde yaşar. Toplum olarak, yani bir arada yaşayabilmek için tesanüte, yani bir uyuşma, uzlaşma, anlaşmaya ihtiyaç vardır. Karşımızda duran devasa binaların taşlarına bakın, o taşlar yerine konulduğu günden beri vazifesini yapıyor. Çünkü taşlar birbirine tam manasıyla uyumlu. Bu vesileyle yerinden oynamıyor ve binalar bu sayede ayakta duruyor. İşte, toplumu oluşturan fertler de eğer birbirleriyle anlayışlı ve uyumlu olurlarsa, toplum o zaman sağlıklı bir şekilde yaşar. Aksi takdirde, dünya âdeta bir cehenneme dönüşür. İç ve dış savaşlar hatta bölgesel savaşlar ve geçmişte de yaşandığı gibi dünya savaşları husûle gelir. Toplumun bir arada yaşayabilmesi için musalaha (barış), tesanüt (dayanışma), bir tür uyumluluk lâzımdır. Bunu sağlayabilmek için de maddî ve manevî olmak üzere iki başlık altında inceleyebileceğimiz temelde iki şeye ihtiyaç vardır. Bunlardan biri, zarurî veya bir başka deyişle maddî ihtiyaçlardır. Bunların temeli de su ve ekmektir. Birlik ve beraberlik, huzur için bunlar asla yeterli olmaz. Toplumun ayakta durabilmesi ve sağlıklı yaşayabilmesi için her şeyden önemlisi huzura ihtiyaç vardır. Huzur ortamının sağlanabilmesi için de maneviyat lâzımdır.