İsmailağa Dergisi Resmî Web Sitesidir
Topbar widget area empty.
Sünnet-i Seniyye de Mahfuzdur Sünnet-i Seniyye de Muhafaza Olunacaktır Full view

Sünnet-i Seniyye de Muhafaza Olunacaktır

Sünnet-i Seniyye de Mahfuzdur

Bazı sünnet-i seniyye düşmanları, Allahü Teâla’nın Kur’an-ı Kerim’i muhafaza etmeyi üstlendiğini, sünnet-i nebeviyyeyi muhafaza etmeyi üstlenmediğini vehmetmişlerdir. Bu vehimleri, asılsız inançlarına delil olarak Hicr Suresinin dokuzuncu ayet-i celilesini kendilerince delil getirmişlerdir. Şöyle ki; onlara göre ayet-i celilede hasr/bir manayı başka bir manaya sıkıştırmak vardır (له car mecruru kendisinde amel eden, amili (لحافظون) kelimesinin önüne alınmıştır.) Bu da sünnet-i nebeviyyenin hıfz/koruma altına alma dairesine girmediğini, koruma manasının sadece Kur’an-ı Kerim’e sıkıştığını bildirir. Ayet-i celiledeki zikirden murad da sadece Kur’andır, başka bir şey değildir. Buna göre, onlar (isabetsiz olarak) şöyle inanıyorlar: Sünnet-i seniyyenin hıfz/korumadan bir payı yoktur. Böylece kaybolma ve tahrif/değiştirilme tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. Ve dönüp bize soruyorlar: “Sünnet huccet/bir hüküm ispat etmede delil olsa idi, Allahü Teâla’nın Kur’an-ı Kerim’i korumayı üstlendiği gibi onu(sünneti) de korumayı üstlenmesi gerekmez mi idi?” Bunun arkasından Resulü Zi Şan’ın sünnet-i nebeviyyesini yıkmak ve delil olmasını inkâr etmeyi kastediyorlar.

Onların bu şüphelerinin, aslı olmayan, vehimden ibaret olan görüşlerinin iptaline gelince:

BİRİNCİSİ – Ayet-i celiledeki, yanlış anlamalarının mevzusu olan (الذكر) kelimesinin manası sadece Kur’an-ı Kerim değildir. Bu kelimenin manası Risalet; Efendimiz’in (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) Rabbimizle, kulları arasındaki elçilik vazifesi veya Şeriat-ı İslamiye’dir. O da, beraberce Kur’an-ı Kerim ve sünnet-i nebeviyyedir. Ta ki bu şekilde şeriat bize kadar ulaşmıştır.