İsmailağa Dergisi Resmî Web Sitesidir
Topbar widget area empty.
İslâm Kadını Köleleştiriyor mu? İslam Kadını Köleleştiriyor mu? Full view

İslam Kadını Köleleştiriyor mu?

İslâm Kadını Köleleştiriyor mu?

Avrupa’da muhtelif felsefî akımlardan beslenen ve ilerleyen zamanda bu kıtayı tamamen tesiri altına aldıktan sonra, Osmanlı tebaasını hedef alan modernizmin İslâm’a yönelik en ciddi saldırılarını gerçekleştirdiği cephelerden birini de, kadının dinî ve toplumsal açıdan yeri ve konumu oluşturur. Sınırsız bir özgürlük savunusunda olan fakat kendi görüşlerine yönelik en küçük bir eleştiriye dahi müsamahadan uzak bir tavırla sert tepki gösteren modernistler, düşüncelerini hâkim kılabilmek için dini tamamen bertaraf etmeyi ya da buna güçleri yetmediği takdirde fikirlerine uygun şekilde dönüştürmeyi tercih ettiler.

Bizim için büyük bir tehdit olan bu sistemi, klâsik bir düşünce ya da fikir faaliyetinden ibaret görebilmek mümkün değildir. Zira bu akımın arkasında küresel plânlar, etkisi yüksek ciddi finansörler ve ülke, hatta coğrafya ayırt etmeksizin kitleleri harekete geçirebilecek tesir gücüne sahip lobiler vardır. Bu iş için sermayeler akıtmakta, dünya çapında organizasyonlar tertip etmekte, hatta uluslararası birtakım sözleşmeler vasıtasıyla devletlerin iç politikalarını ve eğitim sistemlerini yönlendirmektedirler. Nitekim son aylarda keskin tartışmalara ve toplum içerisinde ciddi derecede fikrî bölünmelere sebep olan “İstanbul Sözleşmesi”[1] başlığıyla bildiğimiz uluslararası işbirliği de bahsi geçen anlayışın mahsulüdür.

Söz konusu plân; eğitimde fırsat eşitliği, kadınlara yönelik haksızlıkların önlenmesi, sadece cinsiyet farkından ortaya çıkan adaletsizliklerin önüne geçilmesi gibi masum ve insanî görünen söylemlerle ortaya sürülmüş olsa da, işin pratikteki işleyişi zannedilenin aksine çok tehlikeli bir boyutta seyretmektedir.


[1] Aile içi şiddet ve kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadele gerekçesiyle ortaya konulan ve Avrupa Konseyi tarafından imzaya açılıp aralarında ülkemizin de bulunduğu 14 kadar devletin imza ettiği bir sözleşmedir. Batılı bir yaklaşımla hazırlandığından, maddelerinin bir kısmında İslâmî aile yapısını tahrip edici, kadın ve erkeğin gerek aile içi, gerekse toplumsal konumunu tahrif edici birtakım öneri ve hukukî müeyyidelere varan teklifler yer almaktadır. Bu sebeple, savunanlardan çok, eleştirenler mevcuttur. Israrlara rağmen makul bir noktaya gelinerek bu sözleşmeyi tatbikten vazgeçileceği ya da içeriğindeki hataların ayıklanarak ve dinimizin hâl çareleri dikkate alınarak yapılacak değerlendirmelerle revize edileceği ümidini taşıyoruz.