İsmailağa Dergisi Resmî Web Sitesidir
Topbar widget area empty.
Hikmet Damlaları – Ocak 2020 Hikmet Damlaları - İsmailağa Dergisi 44. Sayı Full view

Hikmet Damlaları - İsmailağa Dergisi 44. Sayı

Hikmet Damlaları – Ocak 2020

Mevla Teâlâ, kâfirleri niçin dost edinmememizi buyurdu? Onlar fesatlık bakımından hiçbir şeyi noksan etmezler. Bizim, maddi-manevi bataklığa düşmemizi, mağlub olmamızı isterler. Hiçbir zaman Müslümanların galip olmasını istemezler.

Türkiye bugün kâfirlerin fesatlıklarına maruz kalmaktadır. PKK vasıtasıyla bizleri arkadan vuruyorlar. Aleyhimize onlara silah yardımı yapıyorlar hatta devletin ileri gelenlerine emrediyorar: “PKK’yı ellemeyin!” Bunlar Türkiye’yi ne kadar ahmak görüyorlar.

هَٓا اَنْتُمْ اُو۬لَٓاءِ تُحِبُّونَهُمْ وَلَا يُحِبُّونَكُمْ وَتُؤْمِنُونَ بِالْكِتَابِ كُلِّه۪ۚ وَاِذَا لَقُوكُمْ قَالُٓوا اٰمَنَّاۗ وَاِذَا خَلَوْا عَضُّوا عَلَيْكُمُ الْاَنَامِلَ مِنَ الْغَيْظِۜ قُلْ مُوتُوا بِغَيْظِكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ

هَٓا اَنْتُمْ»» Uyanın! Sizler (Kimlersiniz?) «اُو۬لَٓاء» o kişilersiniz ki, «تُحِبُّونَ» seversiniz, (kimi?) «هُمْ» onları, «وَلَا يُحِبُّونَ» onlar sevmezler, (kimi?) «كُمْ» sizi, «وَتُؤْمِنُونَ» halbuki siz inanırsınız, (neye?) «بِالْكِتَابِ» kitap cinsine, «كُلِّه۪ۚ» hepsine, yani siz bütün kitaplara dolayısıyla onların kitabına inandığınız halde, onların sizi sevmemeleri ve sizin kitabınıza inanmamalarına rağmen siz onları nasıl sevebiliyorsunuz, «وَاِذَا لَقُو» onlar (o Yahudi ve Hristiyanlarla dostluk eden münafıklar) kavuştuklarında, (kime?) «كُمْ» size, yani sizinle karşılaştıklarında, «قَالُٓوا» derler, «اٰمَنَّاۗ» inandık, «وَاِذَا خَلَوْا» kendi başlarına kaldıklarında ise «عَضُّوا» ısırırlar «عَلَيْكُمُ» sizin üzerinize (sizden sebep) «الْاَنَامِلَ» parmak uçlarını, (neden dolayı?) «مِنَ الْغَيْظِۜ» kinlerinden, yani sizden ayrılıp birbirleriyle tenhada kaldıklarında ise Müslümanlığın yükselmesine mani olamadıkları için öfkelerinden parmaklarının uçlarını ısırarak teselli olmaya çalışırlar. «قُلْ» (Habibim! Yahudi ve Hristiyanlarla dostluk eden o münafıklara) de ki, «مُوتُوا» ölün «بِغَيْظِكُمْۜ» kininizle «اِنَّ اللّٰهَ» Muhakkak ki Allah (-u Teâlâ Hazretleri) «عَل۪يمٌ» hakkıyla bilicidir, (neyi?) «بِذَاتِ الصُّدُورِ» sadırların sahibini, yani kalpte olan kötü niyetleri. Binaenaleyh ey düşmanlar! Allah-u Teala sizin Müslümanlar hakkındaki düşüncelerinizi tamamen bildiği için, onları, Peygamberi vasıtasıyla Müslümanlara haber vererek, kendilerini uyandırır. Dolayısıyla siz, onlara hiçbir zarar veremezsiniz.

“(Ey Müslümanlar!) İşte siz (kafirlerle dostluk etme hususunda) öyle (hatalı) kimselersiniz ki, (aranızda olan akrabalık ve vatandaşlık gibi sebeplerden dolayı) onları (o kafirleri) seversiniz. Onlar ise (aranızdaki din ayrılığından dolayı) sizi sevmezler. Hâlbuki siz kitap(lar)ın hepsine inanırsınız (onlar ise sizin kitabınız olan Kur’an-ı Kerim’e inanmazlar. Artık nasıl olur da böyle din düşmanlarını seversiniz?) Ve (o münafıklar) sizinle karşılaştıklarında, ‘İnandık’ derler. Kendi başlarına kaldıklarında ise size olan kinlerinden dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar. (Habibim! O münafıklara) de ki: ‘Kininizle ölün!’ (Ölünceye kadar bu kininiz devam etsin, beklediğinizi bulamayın!) Şüphesiz ki Allah (-u Teala) göğüslerde bulunanı (kalplerdeki her şeyi) hakkıyla bilendir.”[1]

Sevecek başka kimseyi bulamadınız da, Kur’an’ınıza, Peygamberinize inanmayan; sizleri sevmeyen; fesadınıza koşanları mı seviyorsunuz? En büyük avanaklık seni sevmeyeni sevmektir.

 


[1] Al-i İmran Sûresi, 119