İsmailağa Dergisi Resmî Web Sitesidir
Topbar widget area empty.
İsmailağa Kürsüsünden – Ocak 2020 İsmailağa Kürsüsünden - İsmailağa Dergisi 44. Sayı Full view

İsmailağa Kürsüsünden - İsmailağa Dergisi 44. Sayı

İsmailağa Kürsüsünden – Ocak 2020

Cemaat-i Müslimîn, ihvân-ı dîn! Bir ayet-i kerimesinde Mevlâ’mız buyuruyor:

فَلِلّٰهِ الْاٰخِرَةُ وَالْاُو۫لٰى  “Ahiret, sonradan gelen ve kalan”, geçmeyen, sonsuz âlem, bizim vatan-ı aslîmiz, son durağımız. Şu anda üstünde bulunduğumuz, altımızdan kaymakta olan, kendisi bizden uzaklaşmakta, bizim de kendisinden uzaklaşmakta olduğumuz dünya, bizim vatan-ı ikamemiz gibi bir şey. Kendisi geçici olduğu gibi biz de burada geçiciyiz.

Deprem günlerinde, “geçici konut” ve “kalıcı konut”, yani temelli ev, mesken ifadeleri çok duyulur. Cemaat-i Müslimîn, dünyadaki bütün evler, hepsi geçici. Kalıcı olan, Cennet ve Cennet’teki meskenler; Cehennem ve Cehennemdeki yerledir. Dünyadaki saraylar, köşkler, villalar ve kalıcı olarak nitelenen bütün konutlar aslında geçicidir. Dünyadaki zindanlar, hapishaneler de geçicidir; ama Cennet’in köşkleri ve Cehennemin zindanları kalıcıdır.

Biz yeryüzünde, dünyayı sevmek için değil; belirlenmiş bir müddet yaşamak için duruyoruz. Yaşamak için sevmek şart değildir. Zindandaki insanlardan kimisi on, kimisi otuz, kimisi müebbet, yani ölene kadar yaşarlar ama orayı hiçbir zaman sevmezler. Zaten Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) buyuruyor: «الدُّنْيَا سِجْنُ الْمُؤْمِنِ وَجَنَّةُ الْكَافِرِ» “Dünya mü’minin zindandır.” Zindandaki gibi sevmeden yaşayacaksın. Zindanı seven bir mahkûm olamaz. Zindandan çıktığı anda ateşe atılacak, hasımları tarafından beklenen, çıktığında yakılacağını bilen bir adam belki “Yâ Râb, beni buradan çıkarma!” der. Bu durumda bulunan bir adama zindan sevimli olur. Çünkü ateşe girecek bir kimse için zindan ehven, yani daha iyidir. Ama zindandan çıkıp sıcak yuvasına; çorbasına, eşine ve evlâdına kavuşacak olan bir mahkûm zindanda yaşar ama bir an önce çıkmak ister.