İsmailağa Dergisi Resmî Web Sitesidir
Topbar widget area empty.
Mü’mîn Olmanın Olmazsa Olmazı: Ehl-i Küfre Benzememek Ehli Küfre Benzememek Full view

Ehli Küfre Benzememek

Mü’mîn Olmanın Olmazsa Olmazı: Ehl-i Küfre Benzememek

Mümin olmanın baştan aşağıya bedel ödemek olduğunu söylesek yanılmış olmayız. Bu sebeple Cenab-ı Hak biz müminler için “İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece “İman ettik” demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?[1] buyurmaktadır. Bu imtihanların bir tezahürü olarak, imanımızı ispat sadedinde îfâ etmemiz gereken vazifelerimizden biri de ehl-i küfre her mevzuda muhalefet etmektir. Nitekim Cenab-ı Hak “Dinlerini parça parça edip guruplara ayrılanlar var ya, sen hiçbir şey hususunda onlardan değilsin[2] buyurarak Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in özelinde tüm müminlerin de ehl-i küfürle hiçbir noktada benzeşmemesi gerektiğini ifade buyurmaktadır. Bu ayet-i kerimenin farklı bir kıraatinde “فَارَقُوا دِينَهُمْ” ifadesinin var olmasından hareketle İmam Katâde gibileri ayette bahsi yapılan kişilerin Yahudi ve Hristiyanlar olduklarını beyan etmişlerdir.[3]

Husûsen bu iki güruh ile hiçbir noktada bir münasebetimizin olmaması gerektiğini vurgulamak için olmalı ki Allah (celle celalühü) her gün beş vakit namazımızda bize defaatle kendilerine nimet verdiği kulların yoluna bizi iletmesini istememizi emir buyurarak; gazap edilmiş ve yoldan sapmış kimselerin yolundan sakınmamızı istemiştir. Nitekim İbn Kesir (rahimehullah) ayette bahsi geçen iki taifenin Yahudi ve Hristiyanlar olduğunu beyan etmiştir.[4] Hal buyken beş vakit namazda kendilerinden teberri ettiğini ilan edip bu sadette istikamet niyaz eden bir müminin günlük yaşantısında onlar gibi yaşaması, hal ve keyfiyetlerinde onlara benzemesi nasıl düşünülebilir? İslâm’a bütünüyle girip yaşantımıza ondan başka şeyleri karıştırmamamızla emredilmiş olan bizlerin[5] her şeyiyle batıya özenen bir hale bürünmemiz ne kadar içler acısı bir durumdur.

 


[1] Ankebût, 2

[2] En’âm, 159

[3] İbn Cerîr et-Taberî, Cami‘u’l-Beyân fî Te’vîli’l-Kur’ân, Müessesetu’r-Risâle, 1420, Baskı: I, XII/270

[4] İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm, Dâru Tayba, 1420, Baskı: 2, 1/140

[5] Bkz. Kadı Beyzâvî, Nasıruddîn Ebu Sa‘îs Abdullah b. Ömer, Envâru’t-Tenzîl ve Esrâru’t-Te’vîl, Dâru İhyâi’t-Türâsi’l-Arabî, Beyrut, 1418, Baskı: I, 1/133