İsmailağa Dergisi Resmî Web Sitesidir
Topbar widget area empty.
Taklîdin Rûhî Boyutu Taklidin Ruhi Boyutu Full view

Taklidin Ruhi Boyutu

Taklîdin Rûhî Boyutu

Sosyal Bilimler alanında “taklit” mefhumunun temel anlamı, “Örnek alınmak istenen kişi ya da grupların söz, davranış veya tavırlarının başkaları tarafından aynen tekrarlanması” şeklinde ifade edilir.[1] İlmî alanda ise daha çok şu şekilde tanımlanmıştır: “Bir başkasının yaptıklarının ve söylediklerinin doğruluğunu, yanlışlığını araştırmadan kabul etme; ona benzemeye çalışma. Bir kimsenin dinî delillerden olmayan sözü ile dinî bir delile dayanmadan amel etme.” Konunun fıkhî bağlamda izahı, “İçtihat yetkisi olmayan bir kişinin delillerini bilmeksizin herhangi bir müçtehidin görüşlerini alması ve uygulaması.” [2] şeklinde yapılmış ve İslâmî ilimler alanında herkesin tahkik ehli bir kimse olmasının imkânsızlığına bağlı olarak, makbul âlimler taklidin cevazı hatta vücubiyeti üzerinde ittifak etmişlerdir.[3]

Şimdilerde günlük hayatta daha çok kullanıldığına şahit olduğumuz anlam ise, alana dair sözlüklerde şu şekilde tanımlanmış olan anlamdır: “Gösteri amacıyla ve çoğunlukla da üçüncü şahıslar önünde başkalarının hâl, hareket, konuşma veya davranışlarının tekrarlanması.” Nitekim yaşadığımız toplum içerisinde “taklit” kelimesi telâffuz edildiğinde zihinlere daha çok bu anlam hücum ettiğinden, bahis mevzuu ettiğimiz ifadeye karşı olumsuz bir yaklaşımın varlığı açıktır.

Oysaki taklit, Hilmi Ziya Ülken’in de ifade ettiği gibi şuurlu ve şuursuz olmak üzere iki kısımdır. Taklidin tanımını, “Tekrarı çok iyi sayılan modeller veya tipler üzerine kurulmuş davranış” şeklinde kaydeden Ülken, taklit edilen kişi veya toplumsal ahvâlin şuurlu olup olmadığının konuyla ilgili önemine temas ettikten sonra şu hususa dikkat çeker: “Taklit davranışı, başlıca duygulu şeklinde, toplum hayatında esaslı rol oynar. Çünkü o toplumun içinde bulunduğu kültür tiplerine insanı alıştıran ruhî mekanizmadır. Kültürlerin yayılışında, hatta bir kültür çevresinden başka kültür çevrelerine kültür unsurlarının geçişinde taklidin rolü büyüktür.”[4] Bununla beraber, toplum biliminde otorite kabul edilen Batılı zevat da taklidin, toplum hayatının önemli bir parçası olduğunu tasdik ederler.

 


[1] Ömer Demir-Mustafa Acar, “Taklid”, Sosyal Bilimler Sözlüğü, Ağaç Yayınları, İstanbul, 1992, s. 253.

[2] Komisyon, Dinî Terimler Sözlüğü, Devlet Kitapları Müdürlüğü, Ankara, t.y., s. 349.

[3] Zekiyüddîn Şa‘bân, Usûlü’l-Fıkhi’l-İslâmî, Dâru’l-Kütüb, Beyrut, 1971, s. 423.

[4] Hilmi Ziya Ülken, Sosyoloji Sözlüğü, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul, 1969, s. 281-282.