İsmailağa Dergisi Resmî Web Sitesidir
Topbar widget area empty.

Fetih ve Akşemseddin

Karagün dostu imiş, Fatih’in Akşemseddin

Ki yüzünden lemeân etti anın feth-i mübin,

Nusret-i çeşm-i hakikatle görüp verdi haber

Böyle her kârı uzaktan görür erbâb-ı yakîn.[i]

Asıl adı Şemseddin Muhammed ibn Hamza olan, fakat Akşemseddin veya sadece Akşeyh olarak meşhur olan bu büyük Osmanlı mutasavvıfı, 792 (1390) yılında Şam’da doğmuştur. Avârifü’l- maârif sahibi Şeyh Şihâbeddin Sühreverdî’nin (ö. 632) torunlarından Şeyh Hamza’nın oğludur. Baba tarafından nesebi Hz. Ebû Bekir’e radıyallâhu anh kadar uzanmaktadır. Yedi yaşlarında babasıyla birlikte Anadolu’ya gelerek o zaman Amasya’ya bağlı olan Kavak ilçesine yerleştiler (799). Kur’an’ı ezberleyip kuvvetli bir dinî tahsil gördükten sonra Osmancık Medresesi’ne müderris oldu.

Tahsilini Osmancık ve Amasya’da ikmal ettikten sonra gönlüne doğan tasavvuf iştiyakına binaen bir arayış içerisine girdi. Onun bu arzusunu bilenler, kendisine Ankara’nın Zû’l-Fadl köyünde bulunan Hacı Bayrâm-ı Velî’ye intisâbetmesini tavsiye ettilerse de o, Hacı Bayram’ın müridlerine cer yaptırmasını kabullenemiyordu.

Oysa Hacı Bayram-ı Veli, bunu dünya malı toplamak için değil, yoksulların, borçluların ihtiyaçlarını karşılamak için yapıyordu. Ak Şeyh bu niyetini bilemediğinden, Hacı Bayram’a gelmeyip, Zeynüddin Hafî’ye rahimehumallah bağlanmak üzere Şam’a doğru yola çıkmıştı. Halep kentine geldiğinde gece rüyasında, boynuna takılıp kendisini Ankara’ya doğru çeken bir zincirin ucunun, Hacı Bayram-ı Velî’nin elinde olduğunu görünce geri döndü. Önce Osmancık’a oradan da Ankara’ya geldi.

Zû’l-Fadl köyüne vardığı zaman, müritleriyle birlikte tarlada burçak yol ölçen Şeyh, kendisine iltifat etmedi. Akşemseddîn Hazretleri, Şeyhin gönlünü kazanmak için müritlerle birlikte burçak yolmağa başladı ise de yine Şeyh, ona değer veren bir bakış atfetmedi. Yemek zamanı gelince Şeyh, teknelerle gelen yoğurdu ve bulgur çorbasını müridlerine dağıttı, sonra orada bulunan köpeklerin kabına da yemek koydu, fakat Akşemseddin’e bakmadı ve onu yemeğe davet etmedi. Müritlerle yemeğe çağrılmayan Akşemseddîn, köpeklere verilen yemekten yemeğe başladı. Onun bu durumu, Hacı Bayram’ı etkiledi ve “Hay köse, beni yaktın beri gel!” diyerek onu kendi sofrasına çağırdı. “Zincir ile zorla getirilen konuğu bu şekilde konuklarlar” dedi.[ii]


[i] Bursalı Mehmet Tahir, Osmanlı Müellifleri, c. 1, s. 28, Meral Yayınevi

[ii] Enîsî, Menâkıb, s. 130-131