İsmailağa Dergisi Resmî Web Sitesidir
Topbar widget area empty.
  • Ana Sayfa  /
  • 2020   /
  • Kıyametin Büyük Alametlerinden; Deccalin Zuhuru

Kıyametin Büyük Alametlerinden; Deccalin Zuhuru

Asırlar boyu çeşitli imtihan vesileleriyle Mevla Teâlâ müminlerin inançlarındaki sadakatini sınamıştır. Nitekim yüce rabbimiz şöyle buyuruyor; Allah mü’minleri bulunduğunuz hal üzere bırakacak değildir, nihayet murdarı temizden ayıracak…[1] Kimi zaman müminler sabırla imtihanı geçmiş dünyada felaha kavuşmuşlar, kimi zamanda sebat etmeleri sonucunda canlarından olmuşlar hayırlı ölümlere, şehadet mertebelerine kavuşmuşlardır. Sabrın sonu onlar için her seferinde selamet olmuştur.

Peygamberimizin sahabesini kendisiyle ikaz ettiği, tehlikesinden korkuttuğu, fitnesinden sakındırdığı en büyük imtihanlardan biri de Deccal fitnesidir.[2] Nitekim Mevla’nın ona vereceği çeşitli harikulade nitelikleri kullanarak insanların gözünü boyayabilecek çok şerli bir kimsedir.

İnsanların aciz kaldığı birtakım amelleri gerçekleştirerek onları kendisine itaat etmeye zorlayacaktır. Allah Teâlâ’nın ona vereceği güç ile göğe emredip yağmur yağdırabileceği, yere emredip yerin yeşermesini ve meyve vermesini sağlayacağı, ölüleri diriltebileceği hadisi şeriflerde zikrediliyor.

Kur’ân-ı Kerîm’de kıyamet alâmeti olarak deccâlin zuhûr edeceğine dair açık bir ifade olmamakla birlikte bazı âlimler Kur’an’da deccâle işaret edildiğini söylemişlerdir. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de kıyametin muhakkak kopacağı, bunun ansızın gerçekleşeceği ve vaktini sadece Allah Teâlâ’nın bildiği haber verilmekte, onun vaktinin yaklaştığından (Tâhâ 20/15; el-Ahzâb 33/63; el-Kamer 54/1) ve bazı alâmetlerinin belirdiğinden söz edilmektedir. Örneğin En‘âm sûresinin 158. âyetinde inkârcıların kendilerine meleklerin, Allah’ın veya O’nun bazı âyet ve işaretlerinin gelmesini bekledikleri ifade edildikten sonra “Ama rabbinin âyetleri geldiği gün, daha önce iman etmemiş yahut imanında bir hayır kazanmamış kimseye, artık inanması bir fayda sağlamaz” buyurulmakta; Muhammed sûresinin 18. âyetinde ise kıyametin kendilerine ansızın gelmesini bekleyenlere “onun alâmetleri belirmiştir. Kendilerine gelip çatınca ibret almaları neye yarar?” denilmektedir.

Hazreti Ebû Hüreyre ve daha başka sahâbîler tarafından rivayet edilen hadislerde Kur’ân-ı Kerîm’deki “bazı âyetler” ifadesiyle “güneşin batıdan doğması, dâbbetü’l-arz ve deccâlin ortaya çıkmasının” kastedildiği belirtilmektedir (Tirmizî, “Tefsîr”, 7). Ayrıca Kur’ân-ı Kerîm’de Hz. Îsâ’nın yahudiler tarafından öldürülmediği ve göğe yükseltildiği, Ehl-i kitabın ölümünden önce ona iman edeceği (en-Nisâ 4/157-159) ve onun kıyamet alâmeti olduğu (ez-Zuhruf 43/61) bildirilerek kıyamet öncesi Îsâ’nın nüzûl edeceğina işaret edilmiştir. Hz. Îsâ deccâli öldüreceğinden onun gelişi aynı zamanda deccâlin zuhûr edeceğinin de bir ifadesi olup, onun nüzûlünün Kur’ân-ı Kerîm’de bildirilmesi deccâlin açıkça zikredilmesine gerek bırakmamaktadır. Dolayısıyla Kur’ân-ı Kerîm’de doğrudan olmasa da dolaylı bir şekilde deccâlin çıkışına işaret edildiği ifade edilmiştir (bk. İbn Kesîr, I, 122-123; İbn Hacer el-Askalânî, XIII, 79-80).

[1] “Âl-i İmrân”, 179.

[2] “Buhârî”, Kitabu’l-fiten, Bab-u zikri’d-deccâl, n:6710.

Nedim PAYALAN