İsmailağa Dergisi Resmî Web Sitesidir
Topbar widget area empty.
  • Ana Sayfa  /
  • 2020   /
  • Râbıtâ-İ Şerîfe Pek Mühim Ve Büyük Bir Yoldur

Râbıtâ-İ Şerîfe Pek Mühim Ve Büyük Bir Yoldur

Soru: Bugün bazı çevrelerin rabıtanın nefsi terbiye etmede çok fazla bir etkisinin olmadığını dillendirdiklerini görüyoruz. Bu konuda ne söylersiniz?

Cevap: Vesîlelerin büyüklüğü maksudun büyüklüğüne nispetledir. Buna göre, varmak istediğiniz maksut ne denli büyük ve mühim ise ona ulaşmak adına ilticâ ettiğiniz vâsıta ve vesîleler de o denli ehemmiyeti hâiz demektir. Bahsini yaptığımız konuya girişten önce teslim etmemiz gereken noktalardan birincisi bu. Diğeri de; bir şeyin ehemmiyetini anlayabilmek ve de anlatabilmek için, ilgili şeyin taalluk ettiği alanda mâhir olmak ve o alanda mütebahhir olmak gerektiğidir. Künhünü bilmediğiniz bir fiilin ve kavramın tarifini okumuş olmak yahut keyfiyetiyle ilgili bir kaç kitap karıştırmış olmak  her ne kadar sizi onunla ilgili malumât vermeye yetkin kılabilirse de, kıymetini takdir etmek, rolünü belirlemek ve ona ehemmiyet biçmeye asla yetkin kılmaz. Zira bunları yapmak o alanın ricâlinin işidir. Nitekim, ilmi, malumattan, fakîhi, mukallit müftîden ayıran bir hususiyet de budur. Zira işin ehli hâdiseyi hem bir malumat olarak bilmekte hem de ilim/meleke olarak sindirmek sûretiyle an be an yaşamaktadırlar.

Râbıtanın semeresi “hal” ile anlaşılabilecek bir şeydir. Zira “rabıta” dediğimiz şey insana Allah U’a kurbiyeti hissettiren, aşk-ı ilâhî ile bir çok hakikatlerin şem’ine pervane olmasını, yanıp yok olarak vîrâna dönmesini, uyanıp şemsine dîvâne olmasını, o renkle renklenip meyhane olmasını sağlayan bir eylemdir. Bunların hepsi tabirle ifade edilmekten öte bi zâtihi yaşanarak tadılabilecek hallerdir. Bir kişinin bu halleri îrâs eden bir fiilin ehemmiyeti ile ilgili konuşabilmesi için o mertebelere ulaşmış olması ve ondan sonra ulaştıran şeyin nihâyete ne kadar tesir ettiğini değerlendirmesi  gerekir. Bu makalede bu mertebelere ulaştıklarına bütün bir ümmet tarafından kuvvetle hüsn-i zan edilen büyük velilerin rabıtayla ilgili mülahazalarından bir kısmını serd edeceğiz. Diğer taraftan, sû-i misâli emsâl kılarak günümüzde rabıta yapanların şahsî kusurlarından yola çıkıp “râbıta”nın insan ahlâkını düzeltme ve insanı manevi anlamda tekmil etme hususunda abartıldığı kadar ehemmiyeti hâiz olmadığını söyleyerek peşi sıra “iş görür” olduğunu da ifade etme lütfunda bulunanların “rabıta” eksenli bu tespitlerinin isabetli olmadığını da tespit edeceğiz.

Faruk KEMALOĞLU