İsmailağa Dergisi Resmî Web Sitesidir
Topbar widget area empty.
Tasavvufun Temeli: Nefis Tezkiyesi/ Terbiyesi tasavvufun-temeli Full view

Tasavvufun Temeli: Nefis Tezkiyesi/ Terbiyesi

“(Ey Peygamber) Onların (Tebük seferine mazeretsiz katılmayanların) mallarından bir miktar sadaka/ zekat al ki, böylece onları temizlemiş, tezkiye etmiş olursun. Ve onlara dua et, şüphesiz senin duan onlar için bir sükûnettir ve Allah Teâlâ kemaliyle işiticidir, bilicidir.” (Tevbe, 103)

İnsan ve Nefis/ Benlik

İnsan, yaratılışında ilahi bir cevher taşıyan, ulvi ve kutsi sırlara mazhar olabilen, kainatın zübdesi özünde gizli bir mahiyettir. Bu ilahi cevher “kâlu belâ” meclisinde saf ve berrak bir halde iken daha sonra et ve kemikten oluşan bir bedene girecek, nefis denilen bir varlıkla aynı ortamda var oluşunu sürdürme mücadelesi verecektir. En güzel şekilde yaratılan insan, beden ve nefis/ ruh birlikteliğinden oluşan hem maddi hem de manevi yönlere sahiptir; bunlar akıl, kalp, gönül, vicdan ve irade gibi tezahürleriyle bilebildiğimiz, anladığımız manevi yönlerdir. İnsanı gerçekten tanıyıp anlamak için fiziki yönüyle birlikte manevi yönlerinin de bilinmesi, anlaşılması, tanınması gerekir. Zira yeryüzünde iyilik, güzellik ve hayır adına ne varsa hep insan eliyle meydana gelmiştir, aynı şekilde bütün kötülük ve şerler de insanın yaptığı- ettiği şeylerdir. Yeryüzünde medeniyetler kuran da insandır, azgınlık, taşkınlık yaparak haddini aşan, yeryüzünde bozgunluk çıkaran, ilahi gazaba müstahak olup helak olan da insan. İnsanı, hayra, iyiliğe yönelten veya şer, kötülük gibi helaka sürükleyerek birbirinden bu kadar farklı mecrada savuran baş aktör yine insanın kendisidir, kendisinde var olan bir içgüdü, insanın ayrılmaz bir parçası olan “nefis”tir, “benlik” denilen şeydir.

İnsanlık tarihi boyunca süregelen iyi ile kötünün mücadelesi- savaşında en belirleyici unsur “insan nefsi” olmuştur. Bugün doğusuyla batısıyla dünyanın her yerinde, Müslümanlar dahil bütün insanlığın en temel sorunu, sıkıntısı duygu- düşünce ve davranışları yön vermede son derece etkin rol oynayan nefsi kontrol edememedir. Nefsani arzularına, zaaflarına mağlup olan nice meşhur şahsiyetler perişan, rezil- rüsva olmuşlar ve yine pek çok koskoca devlet nefislerin entrika ve ihtiraslarına yenik düşerek tarih sahnesinden silinmiştir. Şimdilerde nefsani şehvetlerin, arzuların, kendini beğenmişliğin, kibrin, gururun zirve yaptığı bir çağda değil miyiz! İslam’ la alakası olmayan çevrelerde nefisler artık kendini birer tanrı gibi gördüklerini iddia etmiyorlar mı?! Ham, çiğ, bencil, cahil, gerekli eğitimi, terbiyeyi almamış bencil nefisler bugün insanlığın en büyük baş belası değil mi? Lgbt denilen ne kadar sapıklık ve sapkınlıklar varsa hepsi nefsani arzuların esaretinden kaynaklanmıyor mu?

Günümüzde bilimsel psikoloji alanında ele alınan “Normaldışı davranışlar psikolojisi” konusunun alt başlığında incelenen psikolojik bozukluklar arasında “kötü alışkanlıklara bağlı psikolojik bozukluklar” ve “psikoseksüel bozukluklar” vardır ki bu tür hastalıklar nefsin bir türlü kontrol altına alınamamasından kaynaklanmaktadır.

Orhangazi YÜKSEL