İsmailağa Dergisi Resmî Web Sitesidir
Topbar widget area empty.
SANAT ÖĞRENDİK AMA DİNİMİZİ ÖĞRENEMEDİK Hatırat-Osmanaslan Full view

SANAT ÖĞRENDİK AMA DİNİMİZİ ÖĞRENEMEDİK

Efendi Hazretlerimiz vakıf tarafında, özel odasında misafirlerini ağırlıyorken hallerinden hali vakti iyi olduğu anlaşılan iki kişi ile sohbet ediyorlardı. Onlara helal haram çizgilerini korumalarını, sıkıntı ve çileye mâl olsa bile Allah Teâlâ’yı darıltmamalarını anlatıyorlardı. Anlaşılan o ki onlar faize bulaşmışlardı. Onları bu beladan kurtarmak için, dünyanın bir sıkıntı, çile yeri olduğunu, ahiretin de zevk ve sefa yeri olduğunu anlattıktan sonra şöyle buyurdular:

“Dünya oruç gibidir. Ahiret ise bayram gibidir. Dünyada haram ve yasaklara oruçlu olmayanlar ahiretin bayramına eremeyecek. Bu hatırlatmaları yaptıktan sonra Efendi Hazretlerimiz onları mutlu edip dua ederek gönderdi. Bizlere de dünyanın çilesinin ahirette bayram olacağını hatırlatmış oldular.

***

Bir umre ziyaretinde, öğle ikindi arası beraber otururken, Efendi hazretlerimiz benden zemzem istediler. Bende getirip verdim. Bir kısmını içtiler. Kalan yarısını yere koyup misvaklarını üzerine koydular. Sonra bana dönüp halimi sordular. Bende “elhamdülillah iyiyim, dua buyurun Allah Teâlâ ayağımızı kaydırıp bizi saptırmasın” dedim. Bunun üzerine Efendi Hazretlerimiz: “Allah Teâlâ kimsenin ayağını kaydırıp kimseyi saptırmaz. ‘Allah Teâlâ ayağımın kaymasından ve beni sapmaktan korusun’ diye dua et” buyurdular. Ben de cehaletimden sebep utandım, ezildim ama bir doğru şey daha öğrenmiş oldum. Allah Teâlâ her öğrendiğimiz şeyle amel etmeyi nasip eylesin.

***

Efendi Hazretlerimiz medresemize talebelerimizi ziyarete gelmişlerdi. Onlara ve cemaate sohbet buyurduktan sonra ikramda bulunmak için kendilerini davet ettik. Kendilerine bir talebemizin izinsiz kurstan çıkıp gerek bizi gerekse ailesini çok zor durumda bıraktığını söyleyip dua buyurmalarını istediğimizde şöyle buyurdular: “Hoca kızlarıma söyle kapılara pencerelere sahip olsunlar. Geceleri yanlarına nöbetçiler bıraksınlar. Çare yok bu emanetleri sahip olacağız. Tavuğun yavrularını beklediği gibi hocalarda talebelerini beklesinler ki güvenimiz kaybolmasın. Hizmetlerimiz leke alıp aksamasın. Eğer güvenimizi kaybedersek bize talebe vermezler. Medreselerimiz boş kalır. Biz de Kur’ân’a hizmetten mahrum kalırız. Mesul oluruz buyurarak daha dikkatli olmamız gerektiğini hatırlatmış oldular.

***

Efendi Hazretlerimiz Uludağ’da iken biz de ziyareti ile şereflendik. Huzurunda bulunduğumuz bir anda, bir ihvanımız ile birlikte sanayici olduğunu öğrendiğimiz biriside içeri girerek Efendi Hazretlerimize: “Hayırlı günler” diye hitap ettiler. Bunun üzerine Efendi Hazretlerimiz: “Hoş geldiniz” buyurarak halini hatırını sorduktan sonra şu mealde bir hadisi şerif okudular: “Allah Teâlâ, Âdem peygamberi (aleyhisselam) 60 arşın boyunda yarattı. Sonra git meleklere selam ver ve onların selamlarını da dinle, zira bu senin zürriyetinin selamıdır buyurdu. O sanayici olan kişiye, selamın ehemmiyetini, selamdan başka ifadelerin faydalı olmadığını izah ettikten sonra; “bundan sonra günaydın, iyi akşamlar, iyi sabahlar gibi sözleri bırak. Essalamu aleyküm ve rahmetullahi ve berakatüh de” diye tavsiyede bulundular. O da: Söz veriyorum bundan sonra selam vereceğim. Biz cahiliz. Hiçbir din bilgimiz yok. Sanat öğrendik ama dinimizi öğrenmedik” diye cevap verdi.

Rabbim Efendi Hazretlerimizden hakkıyla istifade edip ona layık evlat olabilmeyi cümlemize nasip eylesin. Âmin.